BANDO TAKIMI TARIHÇe

Bando, bir tür müzik topluluğudur. Orkestra ve bando sözcükleri, müzisyenler topluluğunu ifade eder. Bandolar da kimi zaman orkestra gibi davranabilir hatta yaylı orkestralar kadar nitelikli ve geniş repertuara sahip konserler verebilirler. Orkestralardaki yaylı çalgıların sesleri açık havada yeterince duyulmadığı için bandolar üflemeli ve vurmalı çalgıları ile açık havada daha avantajlıdır. Bandoların yürüyüş bandosu ve konser bandosu olmak üzere iki çeşidi vardır.

Mehteran tarihteki bilinen ilk bandodur. Mehter Bandosu Avrupa’da ve bütün dünyada Türklerin simgesi olmuştur. Mehter takımının ve mehter marşlarının kültürümüzü yabancılara tanıtmakta çok fazla katkıları olmuştur.

Mehter, birçok özelliğine ek olarak, dünyanın en eski ordu bandosudur. Bütün Avrupa askeri bandoları mehteri kendilerine örnek almışlardır.

Mehter; kelime anlamı olarak mızıkacı, çadırcı, kavas gibi manalarda kullanılmış bir tabirdir. Mehter Farsça ” MIHTER” kelimesinin Osmanlılarca ULU-BÜYÜK manasına gelen bir kelimesinden alınmıştır. Dilimizde bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden ” MEHTER” kullanılmaktadır.

Mehterin tarihçesine baktığımızda ise karşımıza uzun bir geçmiş çıkar. Türklerin savaşlarda müzikle askerleri coşturması Hunlular zamana, Mete Han’a kadar uzanır. Neredeyse tarih boyunca bütün Türk devletleri savaşlarda müziği değişik şekillerde kullanmışlardır. Ama ilk profesyonelce bando takımını Osmanlılar, Mehter adıyla kurmuşlardır. Tam olarak ne zaman ve kim tarafından kurulduğu bilinmemekle birlikte, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’le Osmanlılar tarihinde yer almaya başladığı bilinmektedir.  Osmanlılara ise Selçuklular’dan geçmiştir. Mehter, Yeniçeri ocağının bir parçasıydı. Bu ocak kaldırılınca kapatıldı. Daha sonra yeniden açıldı. Mehter adı ilk defa 13yy.'da kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti’nde, barış zamanların askeri ruhu canlı tutmak, savaş zamanlarında askerin cesaretini arttırıp düşmana korku vermek için kurulan askeri mızıka teşkilatıdır Mehter. Mehter kelimesi pek ulu manasına olup çoğulu mehterandır. Bütün İslam devletlerinde hükümdarlık alametlerinden biri olan tabihane (mehterhane) Osmanlı Devleti’ne Türkiye Selçuklu Devleti’nden geçti. Selçuklu sultanı üçüncü Alaeddin Keykubat, Osman Gazi’ye 1299’da beylik alameti olarak sancak ile beraber davul vs. de göndermişti. Osmanlı Devleti’nin istiklalinin başlangıcı da kabul edilen bu tarihten itibaren nevbet vurulurken (çalınırken) Fatih Sultan Mehmed Han’a kadar bütün padişahlar, Selçuklu hükümdarına hürmeten ayağa kalkarlardı. Fatih Sultan Mehmed Han “iki yüzyıl evvel vefat etmiş bir padişaha ayağa kalmak lüzumsuzdur” diyerek, mehter çalınırken ayağa kalkma adetini kaldırdı.

Mehter takımı her gün padişahın bulunduğu yerde; yani padişah seferde ise çadırın önünde, değilse saraydaki muayyen yerinde ikindi namazsından sonra nevbet vururdu. Bundan başka yatsı namazından sonra üç fasıl mehter çalınıp padişaha dua edilir, sabaha karşı divan halkını namaza kaldırmak için yeniden nevbet vurulurdu. Ayrıca, Yedikule, Eyyub, Kasımpaşa, Galata, Tophane, Beşiktaş, Anadoluhisarı, Üsküdar ve Kızkulesi’nde aynı saatlerde mehterhane çalınırdı. Buralarda vazife gören mehterlerin mevcudu bin kadardı. Devlet merkezinin dışındaki kalelerde de muayyen vakitlerde mehterhane çalardı. Ayrıca sadrazamların, derya kaptanlarının, vezirlerin, beylerbeylerin mehter takımları bulunurdu. Özellikle sefer zamanlarında askeri çoşturmak ve düşmanın maneviyatını bozmak direnişini kırmak konusunda mehterlerin büyük hizmeti ve faydası olmuştur.

Hükümdara mahsus mehterhane on iki katlı, yani her aletten on iki tane çalınırdı. Diğerleri ise, çalındığı yerin seviyesine göre yedi katlı veya dokuz katlı olurdu. Padişah sefere giderse, mehter takımı iki misline çıkarılırdı. Kösler yalnız padişahların mehterhanelerinde bulunur, sadrazam ve sair vezirlere ait mehterlerde bulunmazdı. Hükümdar sefere gittiği zaman, padişah mehterhanesi saltanat sancaklarının altında durup çalınırdı. Sefer esnasında önce padişahın, yoksa serdarın mehterhanesi ve sonra üç tuğlu paşaların yani vezirlerin, daha sonra ikişer tuğluların (beylerbeylerinin) mehterhanelerinin çalınmaları kanundu. Muharebe zamanında düşmana yaklaşıldığı zaman mehterin sesi arttırılır, bu sırada davul çalanlar “Yekdir Allah yek” diye bağırırlardı.

Mehterhane emir-i alem’e bağlı olup, padişaha mahsus mehterhaneyi idare eden zata mehterbaşı denirdi. Kendisi aynı zamanda İstanbul’da bulunan bütün mehterlerin amiriydi. Ayrıca her cins çalgıyı çalanların bir başı vardı ki, onlar da çalgılarına göre sertabbal (davulcu başı), sernefiri (borucu başı), sernakkazeren, serzurnazen, serzincviri (zilci başı), serköşi diye anılırlardı. Mehterlerin başlıca usul ve makamları; ahlati, halilevi, kalenderi, peşrev,Türki, sakil, çenber, küçük hafif, büyük hafif, nakış, revani, def usulu, yarım ahlati, perişian, değişme, kısmı sakil, murabba, devri hindi, kara batak, ezgi, sofiyen, semai, çengi harbi, zammı devir ve safdı.

Normal zamanların dışında; padişah cülüslarında, kılıç alaylarında, zafer haberi geldiği zamanlarda, arife divanlarında, düğünlerde, şiehzade ve sultanın doğumu gibi hallerde mehterhanelerin nevbet vurması kanundu.

Mehter nevbet vuracağı zaman mehter takımı hilal şeklini alır, nakkarazenler oturup diğerleri ayakta dururdu. Kösler hilalin orta ilerisine yerleştirilirdi. İç oğlan başçavuşu mehter faslı başlamadan önce daireden çıkarak ortaya gelir ve “Vakt-i sürur u sefa, mehterbaşı ağa! Hey! Hey!” diye bağırırdı. Bu sırada hazır bulunanların dikkatlerini çekmek için nakarelerle sofyan usulunde üç tempo atılırdı. Nakkareler çalarken de mehterbaşı ağa mehterin önüne gelir “Hasduuur” diyerek çalınacak marşın adını söylerdi. Hemen arkasından “haydi ya Allah” diyerek mehteri icraya geçirirdi. Nevbet bitince mehter gülbankı (duası) okunur ve fasl sona ererdi.

Mehterin kendine has bir yürüyüşü olup, üç adımda bir durur, yarım sağa ve yarım sola dönerdi. Yürüyüş esnasında mehter efradı, hep bir ağızdan “Rahim Allah, kerim Allah” derlerdi.

Mehter takımının yürüyüş nizamında merasime iştiraki şu sıraya göre tertib ekilirdi; önde çorbacıbaşı unvanını taşıyan ve başında üsküf bulunan mehteran bölüğü komutanı, onun arkasında sol tarafta zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklal alameti olan ak sancak, baştaki ser zırhlı muhafızı ile birlikte kırmızı sancak bulunurdu. Sancakların arkasında ise, üçerli koldan üç sıra halinde dizilmiş dokuz tuğ gelirdi. Sağ tarafta kırmızı sancaküın arkasında ise, yeniçeriler tarafından taşınan hücum tuğu yer alırdı. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunurdu. Mehterbaşından sonra ise, sıra ile; mehterin iki katı adedince cevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nakkareler, zilzenler ve davul çalanlar gelmekteydi. En arkada ise, bir at sırtında taşınan kös bulunmaktaydı.

Yüzyıllar boyunca Osmanlı askerini çoşturup, düşmana korku veren mehterhane, 15 Haziran1826’da yeniçeri ve diğer kapıkulu ocaklarıyla beraber ikinci Mahmud Han tarafından ilga edildi. Mehterhanenin önemine binaen yerine Mızıka-yı hümayun isminde askeri mızıka teşkilatı kuruldu.

Ahmed Muhtar Paşa ve Celal Esat mehteri yeniden canlandırmak amacıyla 1911 yılında yeni bir takım kurdular. Bu takım 1914 yılında yapılandırılarak, mehterhane-i hakani adını aldı. Mehterhane-i hakaninin kurulduğu, Birinci Dünya savaşında orduya bağlandı. Bu mehteran istiklal savaşında da hizmet verdi. Cumhuriyetin ilanından sonra milli savunma bakanı, mehteri saltanat alameti sayarak lağvetti.Resmi olarak da 1952 yılında tamamen feshedildi. Daha sonra ki yıllarda genelkurmay tarafından İskoçların bando takımını görüldü ve bundan etkilenilerek yeniden resmi mehter takımı kuruldu.

Takım

‘Altı kat’, ‘yedi kat’ ve ‘dokuz katlı’ takım. ‘Dokuz katlı’ takım, kös, davul, nakkare, halile, çevgan, nefir, boru seslerden oluşuyor. Mehterhane-i Hakani veya Mehterhane-i Hümayun, Padishah Mehteri 18 katlı takımdan oluşuyordu, özelikle savaş zamanlarda.

ALO BANDO

Alo Bando klasik anlamda bir Bando Takımları dayanışmasıdır, bir portaldır. Aynı zamanda Ritim Gurubu, Çigan Orkestrası, Jazz Quarted olarak minik orkestralara dönüşebilmektedir. Bando ekipleri tamamı nota bilen profesyonel müzisyenlerden oluşmaktadır. Bando grubu içerisinde bayan müzisyenler bulunmaktadır. Alo Bando, tecrübe ile gençliği birleştiren bir yapıdadır ve maksimum performansı hedeflemektedir. Latin bandosu, balkan bandosu, klasik bando, sokak bandosu olarak şekil almaktadır. Her türlü sokak orkestrası yapılanması brass band, saem bandosu ve posta bandosu ekibi tarafından sağlanmaktadır.

STANDARTLAR

  • Maksimum performans için minimum 8 kişi öneririz.
  • Bando ekibinin içerisinde mutlaka bayan müzisyen bulundururuz.
  • Tecrübe ile gençliğin sentezine inanır, ekibimizi ona göre yapılandırırız.
  • Dört saatten fazla süren etkinlikler için farklı fiyat uygularız.
  • Dört saat içerisinde yarımşar saatten dört set performans yaparız.
  • Reklam çekimleri, şehirdışı ve yurtdışı etkinlikleri için fiyat standardımız yoktur.
  • Prodüksiyon giderleri iş verene aittir.
  • Gerçek müzisyenler ile sahaya çıkar, perkisyoncu kullanmak gibi fiyat düşüren ucuz numaralar yapmayız.